Cumhurbaşkanı Erdoğan: Şehirde ruh yok


Açıklama: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Külliye'de düzenlenen Şehircilik şurasında konuşuyor.
Kategori: Güncel Haberler
Eklenme Tarihi: 08 Kasım 2017
Geçerli Tarih: 23 Kasım 2017, 23:23
Site: Belen haber Belenin şehir Portalı En Güncel Haberl
URL: http://www.belenhaber.com/haber_detay.asp?haberID=1266


Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Şehircilik Şurası Genel Kurulu'nda kürsüye elinde cami maketi ile gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; "Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton beton beton. Orada ruh yok, huzur yok." dedi.

"ŞEHİRLER İNSAN FITRATINA UYGUN DEĞİL"

Cumhurbaşkanı Erdoğan; "Üzerinde oturduğumuz binlerce yıllık birikim tüm hoyratlığımıza rağmen mümbittir. Bugünkü şehirlerimiz maalesef ‘insan fıtratını’ değil, ‘bireysel hırsları’ merkeze alan bir bakış açısıyla inşa ediliyor. İnsan fıtratıyla mütenasip olmayan her yer, zamanla insanın zindanı haline dönüşüyor. İnsan, inşa ettiği şehirlerde kendini de ortaya koyar. Şehirler bu açıdan kurucularının, sakinlerinin ve üzerinde daha önce yaşayanların aynası gibidir. Şehirleşme hızındaki büyük artışa rağmen geçtiğimiz 10 yılda sorunları hal yoluna koyduk." açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında ayrıca şöyle dedi:

"Şehircilik Şurası Genel Kurulu'nun şehirlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. 27 Ocak'ta yine bu salodan şura çalışmalarının açılışını yapmış, alınacak kararların geleceğimiz için de çok önemli olduğunun altını çizmiştim.

Ortaya bugün ve yarın üzerinde nihai tartışmaların yapılacağı birbirinden kıymetli raporlar çıktı. Teklifleri, tespitleri ve tenkitleri ile çalışmalara katkı veren tüm hocalarımıza, sektör temsilcilerine, bürokratlarımıza teşekkür ediyorum. İnşallah emeklerinin boşa gitmeyeceğine, bu çalışmaların geleceğin şehirlerinin inşasında adeta bir pusula vazifesi göreceğine inanıyorum.

Hayatın hızla aktığı, sınırların anlamının değiştiği böyle bir dönemde yaşıyoruz. Bu yeni dönem, ulaşımdan iletişime pek çok farklı alanda bize büyük imkanlar sunuyor. Daha önce aylar sürecek yolculukları birkaç saat içinde artık gerçekleştirebiliyoruz.

Modern dönemle birlikte gelişmeye başlayan makina, çelik teknolojisi tahayyül edilemeyecek bir güç veriyor. Diğer varlıklara ve canlılara saygı anlayışı, paylaşma kültürü yerini tahakküme bıraktı. Bu güç adeta bir güç zehirlenmesine dönüştü. Beraberinde de yabancılaşmayı getirdi. Böyle olunca da insan sadece kendine değil, ailesinden çevresine, içinde yaşadığı toplumdan dünyadaki diğer varlıklara kadar her şeye yabancılaştı. Tüm varlıklar yaradılışta sınırsız güç mücadelesinde kontrol altına alınması gereken rakiplerdir. İnsanın heveslerinin bu derece kutsandığı bir başka dönem bu derece vaki değildir.

"ZİHİNSEL YOZLAŞMANIN MENFİ ETKİSİNİ EN ÇOK ÇARPIK ŞEHİRLEŞMEDE GÖRÜYORUZ"

Zihinsel yozlaşmanın menfi etkisini en çok çarpık şehirleşmede görüyoruz. Belediye başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak da önümde bir tespit var. İstanbul'un şehirleşme tarihi ile alakalı, 4. yüzyıl ve 6. yüzyılda İtalyan mimarın İstanbul'a bakışını görüyorum. Kaçak yapılaşma ve gecekondu gibi noktasal bazı durumları görüyorsunuz. Süre geçtikçe, 94'te belediye başkanı olduğumda, göreve geldiğimde ne yazık ki, İstanbul'daki gecekondu sayısı 640 bindi. İstanbul'un nüfusu da o zaman 8 milyondu. Görevi bıraktığımda gecekondu sayısı 110 bine düşmüş, bunların içinde kaçak yapılaşma da ayrıca var. O günden bugüne ne yazık ki gerek gecekondulaşma ve gerek kaçak yapılaşma devam ediyor. Az önce şehrin mimaride ruhunu okumanın, gönülle ilişkili olduğunu okuduk.

"YEŞİLLİK ARIYORSANIZ MEZARLIKLARIN OLDUĞU YERDE BULURSUNUZ"

"İnsan bir yere yerleşeceği zaman, önce mescidini yapar, yanına hamamını kondurur sonra da mezarını seçerdi. Böylece toprak imana gelirdi" diyor. Yeşillik arıyorsanız mezarlıkların olduğu yerde bulursunuz. İstanbul'da da selviyi bulacaksan Karacaahmet Mezarlığı'nda bulursunuz. Onun dışında bulamazsınız. Bizim kültürümüzde şehirler böyle kurulur.

Medeniyetimizin tüm şehirleri insanı, fıtratı, aşkın olanı merkeze alan mekanları inşa ediyor.

"ÖNÜMDE CAMİ VAR, KUŞLARIN EVİ VAR"

Önümde cami, mescid, onun önünde de kuşların evi var. Acaba şu anda kuşlara ev yapmayı düşünen var mı? Böyle bir anlayış kaldı mı? O kuşlar nerede barınacağını, nerede yiyeceğini, nerede içeceğini gayet iyi biliyor.  Bizler başta olmak üzere tüm belediyelere çok büyük işler düşüyor.

"GÜNÜMÜZ ŞEHİRLERİ İNSANA HUZUR VERMİYOR"

Onca şatafata rağmen dünyadaki metropollerin insanı mutsuz etmesinin nedeni budur. "Amerika'nın Manhattan'ı var." Tamam da Manhattan'ın nesi var? Yazın o aydınlık günlerinde bile bir karanlık dünyaya girersiniz. Aydınlık yok. Günümüz şehirleri insana huzur vermiyor. Beton, beton, beton. Orada ruh yok. Huzur yok.

İstanbul belediyesini devraldığımızda şehrin gündeminde patlayan çöplükler, akmayan sular, kokudan yaklaşılamayan Haliç ve getirilemeyen daha nice hizmetler vardı. Üzerine usul usul karbonmonoksit yağan, kışın nefes dahi alınamayan bir şehir durumundaydı. Şehirlerimizden isyan sesleri yükseliyordu. Geçtiğimiz 15 yılda tüm bu sıkıntıları büyük ölçüde hal yoluna koyduk. Bu dönüşümü sağlarken TOKİ'nin öncülüğünde ortaya çıkan konutun, yerleşim birimlerinin katkısı olmuştur. Milyarlarca fidan ve ağaç dikimini gerçekleştirdik. Bunları hal yoluna koyduk, daha da iyi olacak. Bugüne kadar TOKİ vasıtasıyla 805 bin konutu tamamlayarak hak sahiplerine teslim ettik.

"KOMŞULARININ ADINI BİLMEYENLERİN MAHALLE KÜLTÜRÜNDEN BAHSETMELERİ RİYAKARLIKTIR"

Zaman zaman TOKİ'yi de eleştirenlere rastlıyoruz. Binalar çok yüksekmiş, şikayetçi olduğum yönler benim de var. TOKİ bir şeyi başarıyor. Gecekondulaşmayı ortadan kaldırarak onların olduğu bölgelerdeki kentsel dönüşüm, değişimi gerçekleştiriyor. Kendileri 30-40 katlık rezidansta oturup kapı komşularının adını dahi bilmeyenlerin mahalle kültüründen bahsetmeleri kadar boş bir iş olabilir mi? Ömürlerinde bir kez olsun kışın ısınmak için soba yakmamış, her yağmurda çatısı akmamış olanların gecekondu hayatının erdeminden bahsetmeleri riyakarlıktan başka bir şey değildir. Hayatlarında bir tek ağaç dikmediği, bir tek ağaç sulamadığı halde dünyanın en çevreci insanı geçinenleri artık dikkate almıyorum ve almayacağız.

"BELLİ MUHİTLERİN KENDİ ELLERİNDEN ÇIKARILMIŞ OLMASI..."

İstanbul'da AKM'nin projesini takdim edersiniz, ertesi gün Mimar Mühendis odaları başvuruda bulunur. Ne yaptInız bununla ilgili? Nereye müracaat ederseniz edin 2019, o opera binasının bittiği yıl olacaktır. Böyle yapa yapa 10 yılımızı yediniz. Artık daha size tahammül yok. Bedeli ne ise yapacağız. Sırça köşklerinden bize ahkam kesenlerin asıl derdi büyükşehirlerin kurtarılmış bölge olarak gördükleri belli muhitlerin kendi ellerinden çıkarılmış olmasıdır."